Bu defaki bebek acım farklıydı, çocuk düşürmek gibi değil. İlk kez bebeğimin elini 4 gün tuttum, onu okşadım, dokundum, konuştum. Fakat yok oldu. Ona alışmıştım.
Bebeğim küçük olmasına rağmen çok güzeldi, hokka gibi burnu vardı. Bu kadar küçük bir bebeğin yüzü nasıl bu kadar güzel olur diye şaşırdım. Doktorlar bana "Seren Hanım bebeğin yaşarsa kör olabilir, sakat olabilir" dedi. Ben de "Yaşasın, nasıl olursa olsun yaşasın" dedim.
Musa benim yanımda refakatçi kalıyordu, benden gizlenerek ağlıyordu. Bu bizim Musa ile 3'üncü denememiz. Biz bu anne babalığı tadamıyoruz, çocuğumuzu kucağımıza alamıyoruz, bu çok korkunç bir şey. Çok ortada kaldım, sudan çıkmış balık gibiyim.
Bebeğimin öldüğünü duyunca hastanede Musa'ya "Ben sana çocuk veremiyorum, ne olacak belli değil. İstersen ayrılalım" dedim. O kadar umutsuzluğa kapıldım ki . Musa da bana "Ben çocuksuz yaşayabilirim ama sensiz yaşamayı hiç düşünmedim" dedi. Bu bana moral oldu. Artık Musa'yı düşünmek zorundayım. Çocuk defteri benim için kapandı. Bir kez daha aynı şeyi yaşarsam hayata karşı bağlanamayacak vaziyete gelebilirim.