İşte Pandev... Bir dönemler İnter’in uçan Makedon’u... Ama bir zamanlar... Şimdi dev projektörleri üstüne çevirsen gene de sahada görme şansın yok. Sadece Galatasaray değil, her kulübümüz bu yanlışı yapıyor. Sonra doğruyu söyledin mi, eleştirdin mi senden kötüsü yok. Zaten maşallah, başkanlar, yöneticiler “sütten çıkmış ak kaşık...” Her şeyin doğrusunu onlar bilirler, her şeyin en iyisini onlar yaparlar. İşte eserleri... Türk futbolu yerlerde sürünüyor. Tamam, Dortmund ligin 14. sırasında da, Alman Ligi’nin 14. sırasında... Galatasaray zirvenin hemen eteğinde de , bizim Süper Lig’de zirvenin eteğinde... Annemizin ligi ile eğlenip gidiyoruz. Sen beni yeniyorsun, ben seni yeniyorum, her şey bitiyor. Daha fazlasını aramıyoruz, kendimizin iyi olduğunu sanıyoruz, bunca hayal kırıklığına rağmen ders almıyoruz.
Önceki akşam Schalke-Sporting Lizbon maçını izledim. Portekizliler daha ilk yarım saatte bir eksik kaldı, ama maçı 3-1’den 3-3’e getirmeyi başardı ve bir uzatma penaltısıyla maçı 4-3 kaybetti. Hiç olmazsa mücadele edelim, teslim olmayalım. Onu da beceremiyoruz. Ben bu maçın neyini eleştireyim... Dortmund’a kötü diyoruz, sanki Galatasaray çok iyiymiş gibi... Gördük kötü Dortmund’u... Tempo bile yapmaya gerek duymadan farka gitti, attığından çok daha fazlasını kaçırdı. Adam soldan kaleye paralel 30 metrelik orta yapıyor, Galatasaray’ın karşılayan tek savunma adamı yok. Sonra aynı ortayı sağdan yapıyor, gene karşılayan yok... Al sana 2-0... Beklerin hücum anlayışı iyi de, savunmaları “apartmanın açık kapısı” gibi... Tarık ve Telles’in arkasından elini kolunu sallayan ceza alanına girdi.
Türk futbolu ölmüş ağlayanı yok. Türkiye’de bazı başkanlar, her fırsatta medyayı eleştireceklerine ki o medya, başkanların göremediği gerçekleri görüyor, önce kendilerinin bir özeleştirisini yapsınlar. Ektiklerini biçiyoruz... Onlar koltuğun ve başkanlığın tadını çıkarıyorlar, işin acısı ve üzüntüsü sana- bana hepimize kalıyor... Türk futbolu iş bilmezlerin elinde oyuncak oldu... (milliyet)