YURTHABER

Kocaeli
Şehirler
Şehir Seçiniz
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Düzce
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kilis
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Şanlıurfa
Siirt
Sinop
Şırnak
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Bize Ulaşın BİZE ULAŞIN

Kürtaj Tartışmalarına Uzman Görüşü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kürtaj cinayettir, sezaryene karşıyım" sözleri ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın, "Gereksiz...

Kürtaj Tartışmalarına Uzman Görüşü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kürtaj cinayettir, sezaryene karşıyım" sözleri ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın, "Gereksiz yere sezaryen oranlarını çok yükseltmiş olan özel hastanelerle ilgili yaptırımlarımız olacak" şeklindeki açıklamaları hakkında konunun uzmanları görüş bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kürtaj cinayettir, her kürtaj bir Uludere'dir" açıklamalarıyla ilgili Kocaeli Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Anabilim Dalı Başkanı Prof Dr. İzzet Yücesoy konuştu. Kürtaj teriminin gebeliğin sonlandırılması anlamında kullanıldığını ifade eden Yücesoy, "Kürtaj terimini, bir takım yöntemlerle mevcut gebeliği sonlandırılarak, gebeliğin yok edilmesi anlamında kullanıyoruz. Sayın başbakanın bahsettiği kürtaj olayı bir kanun ile düzenlenmiştir.1980 darbesinden sonraki hükümetler döneminde bir yasal düzenleme ile Türkiye'de kürtaj serbest bırakılmıştır. Bu kürtaja izin veren yasa çıkana kadar kürtaj yapılıyordu. Yani, kürtaj olayına bu yasadan sonra izin verildi, bu yasadan önce kürtaj yapılmıyordu demek mümkün değildir. Peki bu kürtajı kimler yaptırıyordu. Kürtajı, parası olan bireyler belirli muayenahanelerde, özel hastanelerde, özel kliniklerde yaptırıyorlardı .Kürtajın olmadığı durumlarda bayanlar bir takım ilkel yöntemlerle gebeliğin yok edilmesi yoluna gidiyorlar" dedi.

Kürtaj'ın cinayet olarak nitelendirilmesini ağır bir davranış olarak gördüğünü belirten Yücesoy, "Kürtaj'a cinayet demek çok ağır bir bir davranıştır. Çünkü cinayet ancak bir canlıyı öldürmek anlamında kullanılır. Oysaki buradaki amaç, belirli şartlarda bir çiftin doğacak çocuğa bakamamalarına karar vermeleri sonucunda, doğacak çocuğun çok daha kötü şartlarda yaşamasını engellemek amacıyla belli bir gebelik haftasına ulaşmadan ki bu gebelik haftası yasa ile 10. gebelik haftası olarak kabul edilmiştir, gebeliğin 10. gebelik haftasından önce sonlandırılması demektir" diye konuştu.

Anne karnındaki fetüsü canlı olarak kabul etmenin göreceli bir kavram olduğunu ifade eden Yücesoy, "Bazı kişiler bu varlığı da canlı olarak kabul edebilirler ama olayın kişisel, sosyal ve toplumsal boyutu vardır. Dolayısıyla burada duygularımızdan ve bir takım dini görüşlerimizden kendimizi kurtararak, doğacak çocuğun sağlıklı ve sosyal yaşamda iyi bir düzeyde yaşamasını, ailenin o çocuğa bakabilmesini ve toplumun da o çocuğu kabullenmesini dikkate almalıyız. Bu bağlamda 10. gebelik haftasına gelmiş, henüz daha belli bir aşamaya ulaşmamış gebeliğin sonlandırılmasını bir cinayet olarak belirtmek mümkün değildir. Bu durumların önlenmesi için kürtaja kadar kadının ve erkeğin kullanabileceği bir çok yöntem vardır. Bu yöntemleri tüm hastanelerde hastalarımıza ücretsiz olarak tanıtıyoruz. Ancak bu yöntemlerin başarısız olduğu durumlarda eğer gebelik istenmiyorsa, bu istenmeyen gebeliğin yasa dışı, kaçak olarak özelm kurumlarda gebeliği sonlandırmak yerine, parasız olarak devletin güvencesi altına tıbbi prensiplere uygun olarak sonlandırılması herhalde çok daha geçerli bir yoldur" şeklinde konuştu.

Sezeryan tartışmalarıyla ilgili de konuşan Yücesoy, "Sezeryan tartışmalarının kaynaklandığı nokta, ülkemizde sezaryen oranlarının yükselmesidir. Günümüzde sezaryen oronları yüzde 90'lara kadar çıkmıştır. Bu durum Sağlık Bakanlığı'nı bu tartışmalar içine çekmiştir ve bu oranların azaltılması konusunda bir takım çalışmalar yapmaya zorunlu kılmıştır. Günümüzde hem Türkiye'de hem de batı toplumlarında 'isteğe bağlı' sezaryen konuları ortaya çıkmıştır. Bunun hasta ve hekim olmak üzere iki ayağı vardır. Bu olayı hasta ve hekim istediği için engellenmesi zordur. İsteğe bağlı sezaryen olaylarında, olayı hem hekim hem de hasta istediği için kontrolü zordur. Sayın Sağlık Bakanı'nın söylediği gibi, bunu kontrol edelim, hekimin peşinde koşalım gibi söylemlerin pratikte bir geçerliliği yoktur. Bunu yapan batı ülkeleri hekimleri özel sigortalar üzerinden kontrol üzerine gitmiştir. Yani, sezaryen oranı yüksek olan hekimleri kendi listelerinden çıkarmışlardır. Bunun sonucunda da dolaylı olarak hekimler kontrol altına alınmıştır" ifadelerini kullandı.

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

En Çok Aranan Haberler