Milattan önce 2. yüzyılda Bergama Kralı 2. Eumenes tarafından kurulan ve "kutsal şehir" anlamına gelen Hierapolis Antik Kenti'ndeki kazı çalışmaları 1957'de başlamıştı. Günümüzde ziyarete açık olan Hierapolis Antik Kenti’nde Hristiyanlığı yaymak için kente gelen Hazreti İsa'nın 12 havarisinden Aziz Filipus anısına yapılan "Martyrion" ve Aziz Filipus'un mezarı da bulunuyor. Ancak antik şehrin özelliği sadece bununla sınırlı değil. Çünkü Hierapolis Antik Kenti yüzyıllardır cehenneme açılan kapı olarak kabul ediliyor.
Frigyalılar döneminde Hierapolis adı verilen antik kentte yer alan kapı, bir dönem Romalıların ölüm tanrısı Plüton'a adanmıştı. Antik tarihçi Strabon Hierapolis’i ziyareti sırasında “İçeri giren her hayvan anında ölümle karşılaşıyor. İçeri birkaç serçe fırlattım ve hepsi son nefesini verip yere düştü” yorumunu yaparak efsanenin fitilini ateşlemişti. 1965'te keşfedilen kapı hakkındaki hikayelerin birer şehir efsanesinden daha fazlası olduğu ortaya çıktı.
Bilim insanları buradaki karbondioksit yoğunluğunu dair ölçüm yaptıklarında, gündüz güneşin gazı dağıttığını, gece sıcaklık düşüp karbondioksit havadan daha ağır olduğunda da karbondioksidin yere çöküp ölümcül bir 'göl' oluşturduğunu fark ettiler. Şafak vaktinde, zeminin 40 santimetre yukarısındaki havada karbondioksit oranı %35'i buluyor.